Biliyorum, istediğin tek şey seks yapmaktı.
O akşam, ben daha zerre sarhoş değilken ve sen körkütük sarhoş olmaya yakınken tanıştık, seni ilk kez gördüğüm an (arabanın direksiyonunda, vitesi boşa alırken) zaten senden deli gibi hoşlanmıştım. Senin böyle bir şey hissetmediğini biliyorum. Vakit geçti, yolda yürüdük, sigara içtik, o ünlü bara gittik, ben yine bir süre dans etmedim (kendime hiç güvenmiyorum - kendimi çok çirkin buluyorum), sen içeri girdiğin an dansetmeye başladın. Bu süre içinde yaptığım her espriye kahkahalarla güldün, birkaç defa şahane bir insan olduğumu söyledin.
Saat gece 3’e yaklaştığında ben dahil herkes iyice sarhoş olmuştu. Gerizekalı bankacı ve onun arkadaşı yan masadaki çirkin kızları tavlamaya çalışmakta ısrar ediyor, o gün doğumgünü olan sivri çeneli adam kişiliksiz sıkıcı adamla izlemeye katlanamadığım dans figürleri yapıyor, bütün akşam içine sutyen giymediği siyah dar giysisi ve düzgün vücuduyla etraftaki herkesle (evet) alabildiğine erotik bir şekilde dans eden kız (en yakın arkadaşım) sahnedeki grubun bas gitaristini tavlamaya kararlı bir şekilde sahneye doğru yürüyordu, sen şarkı söyleyerek yerinde dansediyordun ve ben de seni izliyordum (Gerçekten, neden o kızla değil de benimle ilgilendin? Oysaki çok güzel ve eğlenceli biridir). Sivri çeneli adamla sıkıcı adam yanıma gelip danslarına beni de katmaya çalıştılar. Ruhum sıkıldı. Sana baktım. Sanki ne kadar sıkıldığımı anlamış gibi yanıma gelip bana sarıldın, dans etmeye başladık. Diğerleri uzaklaştı, bizi izlemeye başladı.
Dans etmekten hiç bu kadar zevk almamıştım. İki veya üç şarkıdan sonra başımı ellerinin arasına alıp beni kendine çekerek öptüğünde heyecandan bayılacağım sandım. Seninle dans edip öpüşürken ve yaşamaktan zevk alırken hiç kimse bunu bozacak bir şey yapmadı. Ellerimi öptün. Saçlarına dokundum. Boynumdan öptün. Gözlerimi kapattım.
Dışarı çıktığımızda yürürken elimi tutman, arabadan indiğimizde belime sarılman, koltukta otururken ağzından sigara dumanından halkalar çıkarmaya çalışıp beceremeyince bana bakıp gülümsemen, dizlerimi öpmen çok güzeldi. O akşamdan sonra bunların bir daha hiç olmayacağını o anda biliyordum. Tadını çıkarıyordum.
Sevişmek için yatak odasına girdiğimizde kapıyı kapattıktan sonra saçlarımı okşadın. Gözlerime, dudaklarıma, burnuma uzun uzun hayranlıkla bakıp duymak isteyeceğim en güzel cümleleri söyledikten sonra beni neredeyse aşkla sakince öptüğünde bir an beni sevdiğini düşündüm. Çok güzel bir duyguydu.
O yatak odasından çıkmayı hiç istemiyordum. Nihayet salona gelip karşına oturduğumda bana ayak masajı yaptın(hala inanamıyorum). Güzel ellerinden tutup seni kendime doğru çekerken ayaklarıma masaj yapmaktan zevk aldığını bile söyledin (çok sarhoştun). Gitmeden önce beni gitmek istemiyormuş gibi (sevişmek ve uyumak yerine işe gitmek zorundaydın) uzun uzun öptün.
Tekrar tekrar.
Dediğim gibi, seni ilk gördüğüm andan beri biliyordum.
Hem zaten, seni hiç tanımıyordum. Çok büyük ihtimalle birbirinden çok farklı ilgi alanlarımız vardı. Sen beni çok aklıbaşında buluyordun. Bu yüzden muhtemelen çok uzun olmayan bir süre sonra beni güzel bir kızla aldatırdın. Her ne kadar tahmin etsem de, öğrendiğimde çok mutsuz olurdum. Sen gelip benden özür dilerdin. Ben seni hemen affederdim. İlkinden daha kısa bir süre sonra beni tekrar aldatırdın. Nedense yine özür dilerdin ve ben artık bir daha aldatmayacağın yalanına ilk kez kanarak seni yine affederdim. Bu kimbilir kaç defa tekrarlanırdı. Güzellik diğer bütün özelliklerden daha önemlidir.
Belki uzun ama kesinlikle acılı ve hastalıklı bir ilişki yaşardık.
Ama yine de, *dünyada çok sevdiğim iki üç isimden biri olan güzel ismin*… İsterdim bunu yaşamayı. Ertesi gün veya ondan sonraki gün beni arasaydın, seni yine görseydim, birlikte denize girseydik, güneşin altında seni öpseydim, sen muhteşem gülüşünle bana baksaydın.
Çok mutlu olurdum.