Biraz da emoluk yapalım tipinde bir şeyler yazmak için yüz yıl sonra bloga el atıyorum hehheh.
Biraz önce bi sosyal netvörk sitesinde bi tane şarkıya rastladım; okuldan tanıdığım, benden 4 yaş küçük, şekilsiz bacakları olan ve 20’li yaşlarda bir erkeğin hayatını sikmek için ideal kişiliğe ve güzelliğe sahip bir kızcağız paylaşmış. Benimkinden çok farklı (yani berbat ehe) bir espri anlayışı ve müzik zevki olduğunu bildiğim için o şarkıyı bilmesine ve sevmesine şaşırdım. Biraz da sinir oldum, çünkü o şarkı (söylemeyeceğim şarkının adını nahaha) birkaç yıl önce bi tane sevgilimle henüz birbirimize asılma aşamasındayken onun bana dinlettiği ve benim de hastası olduğum bi şarkıydı. Hala çok seviyorum, mor ve ötesinin aslında kötü olan ama çıkışı benim ergenliğimin başlangıcına denk geldiği için bayıldığım ve bu yüzden hep çok seveceğim ilk albümünü hatırlatıyor çünkü. Paylaştığı versiyon allahtan eski sevgilimin bana dinlettiği versiyon değil, o zaman iyice sinir olurdum. Onun gibi sıradan ve küçük bi insan nasıl sever lan o şarkıyı!
Hayır, ben o sevgilimi çok özlediğimden, onunla yeniden birlikte olmak istediğimden değil. Sadece o zamanlar çok güzeldi lan işte, çok mutluydum, o şarkı da kendisinden başka 484883 şarkıyla beraber bana o günleri hatırlatıyor ve herkesin er geç yaşayıp en az benim kadar mutsuz olacağını umduğum “bi daha o kadar o kadar mutlu olamayacak mıyım lan oha, nası geçicek şimdi zaman” düşüncesine kapılıyorum, o yüzden.
Hee evet, şarkılara ultra anlam yüklemek falan filan evet. Ne var? (okuyucuya çıkışma canım)